Rss Feed
  1.           Siz de kendi yazdıklarınızı okunacaklar arasına katmak istiyorsanız, bilimkurguyla da ilgileniyorsanız harika bir fırsat bu yarışma. Türkiye Bilişim Derneği yarışma sonunda seçeceği öyküleri kitaplaştıracak. Konu sınırlaması yok fakat belli şartlar aranoyr yarışmada. Başvuru için son günler!! Öykünüzü 30 Ağustos 2013' e kadar bilimkurgu@tbd.org.tr adresine göndermelisiniz.

    Ödüller:
    1. yarışmacıya 3000 TL
    2. yarışmacıya 2000 TL
    3. yarışmacıya 1000 TL

    Sonuçları 18 Kasım'da öğrenebilirsiniz. Daha detaylı bilgi için:

    http://www.tbd.org.tr/

  2. Yeni Hayat

    20 Ağustos 2013 Salı


               "Bir gün bir kitap okudum ve bütün hayatım değişti." cümlesiyle başlıyor Yeni Hayat. Böyle başlayan bir kitap fazlasıyla beklentiye yol açıyor. Bir kitapla hayatı değişen genç bir adamın değişimine tanık olmak cazip olabilir.
                Kahraman, bir kitabın,bir aşkın ya da ne olduğunu kendisi bile bilmediği bir şeyin peşine düşüyor, siz de onu kovalıyorsunuz sayfalarca. Yazarın dediği gibi otobüslere biniyorsunuz, otobüslerden iniyorsunuz, garajlara giriyorsunuz, çarşılardan geçiyorsunuz, nüfus dairelerinde, muhtarlıklarda, arka sokaklarda, çeşmeli, ağaçlı, kedili, kahveli mahalle meydanlarında geziniyorsunuz. Hepsi meleği görmek için. Bu arada da kazalar, katiller, organize örgütler de olaya dahil oluyor.
                Hikaye baştan sona böyle özetlenebilir. Umut peşinde koşarken kasvetle yol alıyorsunuz kitapta. Tüm sayfalar böylece akıp gidiyor. Sonlara doğru, belli ki kitaba ilham veren, kitabın temelinde yatan çokça alıntıyla karşılaşıyorsunuz. Başka gözler tarafından bambaşka görülebilecek, ağır, acele edilemeden okunması gereken bir kitap Yeni Hayat.
                Kitabı yeni keşfedecek okurlara birkaç alıntı:
                "Zaman, derdi bir budala, bir gürültüdür. Kaza, derdi başka bir talihsiz, kaderdir. Hayat, derdi bir üçüncüsü, bir kitaptır. Biz şaşkınlar, anlıyorsunuz ya, doğru cevabı kulağımıza fısıldasın diye meleği beklerdik."
                "Talih diye okumuştum bir yerde, kör değil cahildir. Talih diye düşündüm, istatistik ve olsaılığı bilmeyenlerin tesellisidir."
                "Çok okudum, yalnız bütün hayatımı değiştiren kitabı değil başka kitapları da. Okurken ama, kırık hayatıma derin bir anlam vermeye, bir teselli aramaya, hatta hüznün güzel ve saygıdeğer yanını aramaya kalkışmadım hiç."
                "Sokakta ağlarken küçük çocuk, iyi niyetli bir amca şeker veriverir ya eline... O çocuk gibi suçlu suçlu baktım şekerci amcanın yüzüne. Amca, lafın gelişi, belki benden çok da yaşlı değildi."
                "Nedir hayat? Bir zaman! Nedir zaman? Bir kaza. Nedir kaza? Bir hayat, yeni bir hayat..."
                Okurken yanınızdan fincanınızı eksik etmezseniz kırabilirsiniz belki kitaptaki o hüzünlü havayı. Keyifli okumalar...


  3.             Halen hayatta olan Amerikalı yazar Paul Auster, ödüllü ve popüler. Ay Sarayı, New York Üçlemesi ve Yükseklik Korkusu yazarın en bilinen ve muhtemelen adını duyduğunuz kitaplarından. Yazarın onca kitabının arasında bunların adını bu denli çok duyduysak, üzerine konuşulacak çok şey vardır "Vertigo" da.

                Çocukken uçmayı hayal etmeyen yoktur. Şöyle boşlukta süzülebilirdik. Belki bulutlara ulaşıncaya kadar yükselip küçük bir dalış yapardık aşağı doğru. Büyüyünce ayaklarımız yere bastı ama kitaplar bizi başka dünyalara sokabilir, hatta belki uçurabilir.

                "Bu benim evdekilere armağanım olacaktı. Ayağa kalkacak ve gözlerinin önünde havaya yükselecektim, sonunda gizimi bütün dünya öğrenecekti."

                Okurken "İnsan gerçekten uçabilir mi?" şeklinde bir şüpheye kapılabilirsiniz. Dünya'nın öbür ucundaki bir insan sizi kalemiyle böyle bir şeye inandırabilir. Paul Auster' ın yaptığı da sadece bu. Hikaye biraz daha uzamış olsa "neredeyse" uçmaya inanacak hale getiriyor sizi. İnandırırken aklınızın bir köşesine de yerleştiriyor; gerçek olsa bile o kadar da kolay değil.

                " Eskiden olduğu kadar dayanıklı da değiliz, belki bu yüzden daha yaşanası bir yerdir dünya, bilmiyorum işte. Bildiğim bir şey varsa o da karşılığını vermeden bir şey alamayacağınızdır, istediğiniz şey ne kadar büyükse karşılığında ödemeniz gereken bedel de o kadar büyük olur."

                "O dakikadan başlayarak, yaşadığınız her şey yerin altında geçirmiş olduğunuz saatlerle ilintilidir. Hayatta kalabilmek için verdiğiniz savaşımı kazanmış olsanız da bunun dışında neredeyse her şeyi yitirmişsinizdir, kafanızın içine -azıcık da olsa- delilik tohumları ekilmiştir."

                Yazarın sözcüklerine kaptırırsanız kendinizi, o çocuğun gerçekten uçtuğuna çok geçmeden ikna olabilirsiniz. Tam siz de onunla birlikte uçmaya başlamışken kitabın ortalarında yazarın da ayakları yere basıyor ve hikaye birden bire sıradan bir hale bürünüyor. Sanki yazar en sevdiği bölümü anlatıp bitirmiş, söyleyeceklerini söylemiş ve artık sıkıldığı hikayeyi çabuk çabuk anlatıyor. Küçük Walter birden büyüyor, binbir türlü yaşamdan geçiyor ve hikaye öylece bitiveriyor. Sadece bir kaç sayfalığına yakalayabileceğiniz olgun bir kişiliğe bürünüyor.

                "Yusef'i izlerken, Usta'nın bende ne gördüğünü anlıyorum şimdi; bana yeteneğin var derken ne demek istediğini. Bu çocukta da yetenek var. Cesaretimi toplayıp annesiyle konuşabilseydim, hiç durmaz kanatlarımın altına alırdım çocuğu."

    Walter'ı peşine takıp bugünlere getiren Usta' yla bir kişiliğe bürünüyor kitaptaki bilgece hava. Kitap boyunca arada bir başımızı kaldırıp dünyaya bir bakış atıyorsak Usta'nın Walter'a kattıkları sayesinde.

                Bu aşamaya kadar kitap ilginizi çektiyse eğer, son olarak uçan adamın sözlerine kulak verin:

                "... İşte böyle yapılır bu iş.Bedeninizin içindeki boşluk, sizi çevreleyen havadan daha hafif olur. Yavaş yavaş sıfırdan da aza iner ağırlığınız. Gözlerinizi kaparsanız, kollarınızı iki yana açarsanız, buharlaşırsınız. Ve sonra, ağır ağır, yerden yükselirsiniz. İşte böyle."

                Paul Auster'ı daha yakından tanımak ve takip etmek için, yazarın kişisel bloguna ise buradan ulaşabilirsiniz:
                paulauster.co.uk

  4.           
               
               Murat Menteş'i bilen biler, bilmeyen ise tahmin bile edemez. 100 yaşında bir gazinin neler hissettiğini kimse bilemez. Bir gün aniden öleceğimiz genelde aklımıza gelmez. Ruh-i Mücerret her sayfada hatırlatır.
                Menteş'in üçüncü romanında da ilginç isimler ve çılgın bir hikaye olmazsa olmazdı zaten. Şu hayattaki sayılı günleri bitmek bilmeyen Ruhi Mücerret, hasta yeğeninin tedavisi için para bulma azmiyle hayata dönmüş Civan Kazanova, günümüz tüketim ve reklam çılgınlığı, Avni Vav, Nazlı Hilal, Masum Cici'yi bir arada buluşturan kitap. Konusundan bahsetmek ise yersiz. Hem de çok yersiz, çünkü neresinden başlarsanız başlayın kısaca anlatılamaz bu hikaye. Başlangıçta çok ağır ilerlediğini düşünebilirsiniz ama kitabın ikinci yarısında olaylar biraz daha karmaşıklaşacak ve Murat Menteş okurken hissetmeye alışık olduğumuz o beynin hızlı çalışma haline yine mahkum olacaksınız. Belki de en iyi ifade budur,evet. Murat Menteş okurken insanın beyni normalden daha hızlı çalışıyor.
                Kitap için alıntı yapmayacağım, zira hangi birini alıntılamalıyım? Bir kitapçıya gidip sayfaları şöyle bir karıştırmanızı tavsiye ediyorum. Açtığınız her sayfada gözünüze çarpan bir cümle mutlaka çıkacak!
                Türkçe romanlarda kafası böyle çalışan bir yazarla karşılaşmak heyecan verecek buna emin olabilirsiniz. Hiç okumadığınız bir üslupla, gerçekle uzaktan yakından ilgisi olamayacak bir hikayeyi severek, eğlenerek okuduğunuzu görünce siz de çok şaşıracaksınız. Tabii bunlar Menteş'le yeni tanşanlar için geçerli. Daha önce okumuş olanlar için kitap yetersiz gelebilir. Yine çok güzel, yine çok heyecan verici ama bir şeyler eksik. Diğer iki kitapla beklenti o kadar yükseliyor ki aynı tadı alamıyorsunuz artık. Dublörün Dilemması'nı eline almış bir insan, Ruhi Mücerret'ten de aynı keyfi alamaz büyük ihtimalle.
                Eğer Menteş okumaya yeni başlayacaksınız, bu kitap iyi bir seçim olabilir. Kitapları çıkış sırasıyla okursanız hayal kırıklığına uğramanız mümkün. Yeni başlayacaklara en mutlu okumalar için şu sırayla okumaları tavsiye olunur:
    1. Ruhi Mücerret
    2. Korkma Ben Varım
    3. Dublörün Dilemması
                Türk filmlerini ve Orhan Gencebay şarkılarını seviyorsanız, Ruhi Mücerret başucu kitabınız olabilir.

  5. Hayatın bunca telaşı arasında mola vermek, durmak ve bakmak lazım. Gazetelerden, dergilerden, ilanlardan ve reklamlardan, sağa sola bıraktığınız küçük notlardan, etraftaki yüzlerden, duraklardan ve yollardan, bir ayak izinden, yapraklardan ve kitaplardan okunacak bir şeyler var.

Hürriyet

Bumerang - Yazarkafe